NE YAZALIM O ZAMAN?


Tamam anladık "bir çoğunuz" bana kızıyorsunuz, bir  çoğunuz böyle gazete yazısı mı olur, böyle köşe yazısı mı olur"  filan diyorsunuz. Kim bilir bel ki gazetenin sahibine bile kafa tutanlar vardır, bu adamı nereden buldunuz diye. Ama başka çare yok dertleşeceğiz, unutmayın "biz yeryüzünde kardeşler topluluğuyuz" kitaba göre.

Önce bir soru ile girelim olaya "kim söyleyecek gazete yazısı, köşe yazısı nasıl olur" ne yazarsan, ne söylersen gazete veya köşe yazısı olur yazdıklarımızı? Gazete yazısı "böyle olmalı" diye bir kural mı var. O gazeteci o yazar sandığınız adamlar değil mi "bu millete" göbeğini kaşıyan adam diyenler? Onlar değil mi "yine bu millete" makarnacı kömürcü filan diyenler? Kimse kusura bakmasın "asla onların durduğu yerde" duranlardan olmayacağız. Ve ne olursa olsun biz bu milleti, ve insanı sevmeye devam edeceğiz.

Demeye devamı edeceğiz "insanı sevmeyenler" sadece kalpleri kararmış kişilerdir, bir de, ellerinde kan lekesi olanlar.


Sahi size  şimdiye kadar ne söylediler, kendilerine gazeteci dediğiniz, yazar dediğiniz adamlar? Allah için, vatan için, insan için, kardeşlik için ne söylediler? Hangi sözü ettiler şehirleri talan eden beyaz adamlara, hangi soylu duruşu sergilediler emeği ve duyguları sömürülen kızlar için?


Kaçı savaşlara karşı çıktı, kaçı bu çocuklar böyle ölmemeli filan dedi? Diyelim gitsin "her bir" bir başka hesap peşindeydi, her biri yeni çıkarlar peşindeydi. Dün cemaatçi idi bir çoğu, bu gün Erdoğancı. İki yüzlü bir sürü adam, ve kendilerini bir şey sanan, ve yine parayla akıl satan sahtekarlar topluluğu. 


Çok mu ağır oldu? Başka hangi dille anlatalım. Tutuklandık ey halkım diyen, ve sömürü duygusu yapan efendinin nerede olduğunu bilen var mı? Bilen var mı "onun batıda bir yerlerde" kafirlere çanak yalayıcılığı yaptığını? Bilmeyenler için söyleyeyim kim olduğunu "Can Dündar" denen dolandırıcıdan söz ediyorum.


Artık hepimiz biliyoruz ki, bütün kutsallarımız birer birer elimizden kaydı gitti, iyilik anlayışımız değişti, ahlak anlayışımız değişti, yardımlaşma anlayışımız değişti.

Ne okunan Hutbelerimiz hutbe, ne edilen vaazların bir tesiri var insana. İnsanın var olan değerleri tükendi, aslında insanın kendi tükendi, şimdi yazıp demeyelim mi bunu?


Zalimlere nasıl ses çıkaracağımızı bile bilemiyoruz. Bilemiyoruz kim zalim, kim mazlum artık. Ve artık her birimiz kendi partisini, kendi gurubunu, kendi cemaatini kutsamaktan başka bir şey yapmıyor.


Oysa ölen biziz orta doğuda. Irak ta ölen biziz, Suriye de de. Bizim çocuklarımız ölen dünyanın her yerinde. Oyuna getiriyorlar Müslümanları.

Ve biz hala aklımızı başımıza toplamıyoruz. Hala düşmanlarımızla aşk yaşamanın yollarını arıyoruz, başka hangi dille anlatıp söyleyeyim bunu?

Ve bunu böyle söyledik diye "neden" adımızın yanına işaret konuyor kimilerince? Bizim insandan başka, bizim İslamdan başka bir derdimiz mi  var sanıyorlar. Yok be kardeşim, dünya ile nikahımızı çoktan bozduk biz.


Ve bir çoğumuz cuma namazına gitmeyi bir kurtuluş sanıyor, ya da başka zamanlarda namaz kılmayı. Öyle bir hale geldik ki, yalnız namaz kılmakla cennete gidileceğini sanıyor bazı kişiler. Ve kimi önderler "hayır önder sanılan kişiler" böyle yönlendiriyorlar insanları, ne yazık.


Tamam bana kızıyorsunuz da "yazmayalım mı" Amerikanın yeryüzünde en büyük katil olduğunu, yazmayalım onun yeryüzünün en büyük canisi olduğunu?

Yazmayalım mı "Amerika ile yol arkadaşlığı yapmak" bir zalimliktir diye, insana bir ihanettir diye.  

Birileri bizi kandırıyor demeyelim mi, kimileri üzülecek diye?


Hep sorduk bir daha soralım "Amerika denen zalim yapı" İşid denen örgütten daha çok kan dökmedi mi yeryüzünde?

Bir çok İslam ülkesini talan etmedi mi? Irak ta bir milyon insanı öldürmedi mi, yüz binlerce kadının ırzına geçilmedi mi?

Madem ayağa kalkacağız, madem özgür olmaktan söz ediyoruz, madem bağımsızlıktan söz ediyoruz.

Cuma günleri hutbelerde İşidden söz eden, onu katil ilan eden diyanet kurumu "neden Amerika için" aynı şeyi söyleyemez sizce?

Yoksa hepimiz Amerikancı mı olduk? 

Yoksa hala bu katile "eyvallah" demeye devam mı edecek ülkeyi yönetenler?


Birilerinin canı sıkılacak diye sormayalım mı "mecliste kaç millet vekilinin Amerikan pasaportu var" diye?

Bu bir yüz karasıdır demeyelim mi?

Bu nasıl iştir demeyelim onlara?

Aman Ak partiye bir zarar dokunmasın diye "gördüklerimizi, görmemezlikten, bildiklerimizi bilmemezlikten mi, gelelim?


Yapmayın beyler.

Bu milleti çok kandı, kendini idare edenlere.

Bu millet çok talan oldu.

Bu millet çok savruldu, oradan oraya. Çok acı çekti, çok işkence gördü, çok ezildi, çok darbe gördü.

İnsaf edin...Merhamet edin...

Ve işte güzel kardeşim.

Belki de bundandır bizim böyle fena yazılar yazmamız, millete bir daha kimseye kanmayın dememiz bundandır.

Bundandır öfkemiz kimilerine.

Binler selam ile. 


Mehmet  AYA