Evirip çevirmeye, ve içi boş nedenler bulmaya gerek yok. Yalnız,evet yalnız insanın kendi kazancıdır helaldir insana. Bütün kutsal kitaplar bunun böyle olduğunu söyler. Ve insan kendi kazandıkları ile muhteremdir, insandır.
Bazıları "helalinden kazandığın" diye, ilave ederler, neden ediyorlarsa. Helalinden olmayan şey nasıl kazanç olur ki, helalinden ilavesini yapıyorlar. Çok fena deyimler kullanıyoruz kendimizi aklamak için, çok aykırı yollara sapıyoruz Tanrıya çıkıyor diye.
Allah'a giden bir tek yol vardır, ve yolun ışığı da Kurandır, yol gösterici de Muhammed Mustafa'dır. Ne yazık günümüz insanı "neyse Müslümanı diyelim yine" hem kitabı, hem de Muhammed Mustafayı öteledi hayatından. Kitabı değil, Muhammed Mustafayı değil "kendine uygun, kendi çıkarına uygun" adamları dinler oldu günümüz Müslümanı.
Bundan dolayı ne sokaklarımız aydınlık, ne evlerimiz, ne de gittiğimiz yol Allah'a çıkacak yol.Artık bunları bilmek ve anlamak zorundayız, yoksa fana canımız acıyacak öteki dünya da.
Zaten bu dünya da da, halimiz perişan, fakirimiz ayrı zenginimiz ayrı savrulmakta. Ayrı ve kötü savrulmakta oğullarımız, kızlarımız. Yeni dünya hayatını kararttı çocuklarımızın, yeni dünya kadınlarımızı elimizden aldı. Ve biz fena yenildik yeni dünyaya, alış veriş merkezlerine fena yenildik.
Kalbimiz kirlendi, yüreğimiz ve duygularımız kirlendi, düşüncelerimiz kirlendi. çok kirlendi helal kazanç anlayışımız, önüne gelen önüne gelenin hakkını gasp ediyor. Kardeş kardeşin hakkını gasp ediyor bir yandan camiye giderken.
Ve bu eylemi bir kazanç sanıyor.
Oysa bu bir çalmadır başkasına ait bir şeyi. Şimdi şehirler "başkalarının hakkını gasp edip çalanlar ile" dolu. Kendi öz kardeşlerinin hakkını gasp eden adamlar ile dolu sokaklar.
Çalıştırdığı elamanları "yani işçilerin" alın terini vermeyen, onların hakkına gasp eden adamlar her yerde.
Camide, dini toplantılarda, tefsir derslerinde, siyer derslerinde filan. Hem de iyi adamlar pozlarında oradalar. Öyle değil mi, ben başka şeyler mi, söylüyorum yoksa?
Zalimlik, ve el koyma şekli çok yerde.
Ne acı bir gerçek ki "artık insanların yarısı" başkalarından gasp ettikleri çaldıkları, el koydukları şeyler ile" yaşıyorlar hayatlarını, çocuklarını öyle yedirip, öyle içiriyorlar, kadınına öyle hava atıyor, bak ben ne oldum, nasıl zengin oldum filan diye.
Fark etmiyor bunların kentte yaşaması, köyde yaşaması. Her yerde varlar. Hatta en azından ülke insanın yarısı bu anlayışta. Tekrar soralım öyle değil mi?
Ve sonra camiye.
Sonra tefsir derslerine.
Sonra zikir halkalarına.
Sonra...iyi adam, inanmış adam havaları filan.Siyaset yapma, vatan kurtarma, önde görünme her yerde. Kimi zamanlar "vakıflara derneklere, yurtlara" bağışlar filan. Temizlenme seansı yani.
Sonra sohbetler de bulunmalara, en önde konuşmalar, her şeyi biliyor havaları.
İnsan önce kendi kazancına bakmalı, önce kendi kazancının helalinden olup olmadığına.
Bu konuda günümüz insanı kaybetti, hepimiz kaybettik, çok kaybettik. Bundandır bereketi kalmadı sokakların, tarlada ürünlerin bereketi kalmadı, ve kazancının bereketi yok artık insanın.
Çünkü Allah iki yüzlüleri sevmez, ve onların yüzüne bakmaz.
Allah haram yiyicileri sevmez.
Allah kardeşlerinin, ve başka kimselerin hakkını yiyenleri de, sevmez.
Allah gönül yıkıcıları, başkalarına yukarılardan bakanları da sevmez.
Peygamberler de, yoldaş olmaz böyle insanlara.
Halimiz yaman yani. Yine siyaset yazmadık iyi mi?
Yazarız bir gün. Bir gün deriz "siyaset çok kirlendi" elinizi bu kadar bulaştırmayın diye.
Hoşça kalın, ve iyilik içinde kalın.
Mehmet KAYA