Evet bir gün orada "anlamlı ve onurlu" hikayeleri olmalı insanın. Yani kendi anlatmalı, ya da melekler kitaptan okumalı o hikayelerin güzelliğini. Rabbine "ben bunlar ile geldim" diye bilmeli insan sevinçle. Orası işte, kıyamet günü yani.
Evet, kimileri bun hikayelere ibadet ve hayır dua diyorsa da, şair diliyle ben hikaye dedim. Anlatılan ve okunan, dinlenen, ve tesir bırakan.
İşte o kıyamet günününde, o hesap günün de, her şeyin açık edildiği günde yani, Rabbine götürdüğü onurlu, ve anlamlı hikayeleri olmalı insanın.
Herkesin anlayacağı hikayeler, herkesin "çok güzelmiş" diyeceği hikayeler. Kimi insanların "keşke benim de böyle hikayelerim olsaydı" diyeceği hikayeler işte.
İster kendi okusun, ister meleklere okutsun ama Rabbi'nin razı olacağı hikayeler. Ama okundukça herkesin hayran kalacağı, herkesin güzel yazılmış diyeceği hikayeleri olmalı insanın o günde.
Kimisi kısa yazılmış, kimisi uzun yazılmış "ama" hepsi anlamlı, hepsi onurlu, hepsi kitapların anasının dediklerine uygun hikayeler olmalı
Oku denirse okunacak, anlat denilirse anlatılacak, ve asla insanı mahcup etmeyeceği hikayeler.
Veya melekler okursa sevinecekleri, "ne güzel hikayeleri var" diyecekleri" hikayeler işte.