- SORUMUZ YİNE KENDİMİZE OLSUN.
Yazı başlıklarım size ters gelebilir. Ama çoğu bilerek seçiliyor bu başlıkların. Elbette herhangi bir tarafın adamı olmayınca “böyle başlıklar” atmak gerekiyor, insana ve bir birimize seslenmek için. Bir birimize seslenmekte çok geç kaldık, çok geç kaldık bir birimizin elinden tutmakta, ve sevmekte bir birimizi.
Çok geç kaldık, kimi gerçekleri görmek için ülkemize dair. Ve geç kaldık “ülkemizin üstüne oynan oyunların” bir kafirler topluluğu oyunu olduğunu. Batı bir kafirler topluluğu, bir katiller topluluğu, bir caniler topluğu. Ve hedefleri “yeryüzünde” insanları yok etmek, ve de Peygamberi öğretileri.
Ve bunları, bu bilgi ve kanaatlerimi sizler ile paylaşmak için “sırtımızın” bir yelere dayalı olmaması gerektiğini biliyoruz çok şükür. Her hangi bir partiye, her hangi bir guruba, her hangi bir cemaate bağlı olmak elbette suç değil. Ama kimileri diyorlar ki “o zaman” sen onların sözcülüğünü yapıyorsun filan.
Bir de, bilmemiz ve görmemiz gerekir ki “bu tür bağlılıklar” oralarda var olan “kimi adamların” eksilerini, hatalarını günahlarını görmeye mani oluyor. Kıvırtmanın bir manası yok, bu ülkede bu böyle. Kimse kendi partisine, kendi cemaatine, kendi gurubuna, kendi önderine söz ettirmiyor bu ülkede, ve onları yanlışsız olacağına inanıyorlar.
Böyle bir yerde durmasak, sorabiliriz Ak parti nereye gitmek istiyor diye. Veya CHP ne yapmak istiyor böyle sözler ederek diye. CHP yi bilerek yazdım, artık öyle bir parti yok bu ülkede, sadece ne yaptıkları, ne söyledikleri belli olmayan, resmi ideoloji adına bir şeyler söyleyen hokkabazlar topluluğu var. Zaman zaman ahalinin değerlerine küfür eden, dini aşağılayan, Allah her yere giremez diyen,ve bunun ile bir halt ettiklerini sanan bir parti işte, buna parti denecekse.
Sorabilirdik, Devlet bahçeli ne yapmak istiyor, veya aklından neler geçiyor diye. Partilerin eksilerini, fazlalarını yazmaya çalışmak, onların yakınında olmak bence. Öyle zamanlarda “tam doğru sözler etmek” kolay değil bu ülkede.
Bunları derken “muradımız kimseye kendimizi pazarlamak filan değil” biliyoruz bu pazarda beş para vermezler bize, iyi sözler etmiş olsak bile. Yeni dünya, yeni siyaset, yeni din “içinde biraz da olsa” yalan olmayan sözleri kabul etmiyor.
Ama işte. Yine farkındayız insan olmanın bize yüklediği sorumluluğu. Farkındayız kutsal kitapların neler söylediğinden insanlara. Ve aziz Peygamberlerin ne söylediklerinden, insanı nasıl ve neler ile uyardıklarından.
Ondandır İbrahim’den söz edişimiz. Ondandır Muhammed’e kulak vermeli insan deyişimiz. Peygamberlere kulak vermeyen kavimler “bir şekilde” helak olup gitmişlerdir, bunu hatırlatmaya çalışıyoruz insan kardeşlerimize.
Sesimizin çıktığı kadar “bu yolun sonu çıkmaz sokak diyoruz” önümüze çıkan herkese. Bu yolun sonu uçurum diyoruz, dünya bu kadar zulmü kaldırmaz diyoruz, diyebildiklerimize.
Bundandır kimi başlıklarımızın siyasetten, ve daha başka şeylerden uzak oluşu. İnsana muhatap olmak muradımız. İnsan ile konuşmak ve insana “bu ne haldir” kardeş demek maksadımız.
Yoksa efendilerimizin çok umurunda değil içinde bulunduğumuz sıkıntı. Partilerimiz de sandığımız kadar insan ile ilgilenmiyor. Mensup olduğumuz cemaatlerin önceliği “çoktan değişmiş” ve şimdi kaç daha holding kurabiliriz sevdasında çoğu.
Onun için gelin sorularımızı çoğaltalım kendimize. Neden böyle olduk diye, önce kendimize soralım. Kendimize soralım “hayatımızın” kitaba uygun olup olmadığını, veya Allah’ın istediklerine.
Bakın param parçayız yeryüzünde. Yeryüzünün her yanını cehenneme çevirdiler kafirler. Ve biz bize düşman ettiler, aramıza nifak soktular. Çok acı ama gerçek, Müslümanlar başka Müslümanları öldürüyorlar. Müslümanlar başka Müslümanları katili yaşadığımız dünyada.
Bütün bunlar böyle iken “nasıl anlatacağız çocuklarımıza” yavrucuğum İslam en güzel din diye?
Gelin yeni sözler bulalım kendimize, önce kendimize söz geçirenler olalım, olmaz mı?
Mehmet KAYA