Gelin kandırmayalım kendimizi. Kandırsak da bir şey değişmeyecek artık, bunu bilme zamanı geldi. Televizyonlarınızı açtığınız zaman, karşınıza çıkan manzaralardan memnun musunuz, bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak? Kime soracağız "sahi bunlar ne" böyle diye?
Allah aşkına nedir bu manzara, böyle bilgi mi sunulur, böyle evlilik mi, olur. Hara haline getirilmiş televizyon binalarının kimi salonları. Modern çiftleşme denemesi yapılıyor hemen hemen her televizyonda.
Bu konuda bir sorumuz olsa, muhatabımız kimler olacak? Bu işin sorumlusu biziz diyen birileri var mı, varsa kimler sizce?
Ülke kan ter içinde boğuşurken "hemen hemen bütün kanallar da evlilik poroğramları, ve daha başka adlar altında diz boyu ahlaksızlık. Kimin çocukları bu oğlanlar bu kızlar? Bu bir tapınma şekli değil midir şeytana?
Bu nasıl bir annelik, babalıktır, bu nasıl bir iştir ağlama seansları her yerde.
Kim ne derse desin bir ülkenin çocuklarına yazık oluyor, oğullarına kızlarına yazık oluyor bu ülkenin. Ve bunun böyle olması için her şeyi yapıyorlar birileri. Bir karanlık el gençliğimizin, oğullarımızın kızlarımızın boğazında ölümüne. Ruhunu çıkarıp almaya çalışıyorlar kızlarımızın, sizce öyle değil mi?
Yoksa yanlış bir yerden mi bakıyorum ben olaylara?
Ve siyaset, ve oy verdiğiniz partiler "başka bir şekilde" bizleri kandırmanın yolunu buluyorlar, bütün bunlar böyle yaşanırken. Öyle ki, kimse kendi partisine söz ettirmiyor, ve herkes kendi partisini bir kurtarıcı sanıyor.
Yok be kardeşim "böyle bir şey yok" dünyanın hiç bir yerinde. Sadece biraz daha hizmet etmeye yakın olanlar vardır hepsi bu. Ve her şey meydanda, bir yerlere sürükleniyoruz, bir yerlere itiliyoruz, ve bu yolun sonu asla selamet değil.
Elbette kimsenin hoşuna gitmeyecek yazıp söylediklerimiz. Ama onların hoşuna gitmeyecek diye yazıp söylemeyelim mi? Söylemezsek bunun bir vebali yok mudur?
Zaman zaman hakkında yazdığımız kapitalizm "yeni bir oyuncak olarak" insanların önüne siyaseti koymuştur, bilinsin artık bu. Kimseye siyaset yapa, bir partin olmasın filan demiyoruz. Ama kutsama, ama partini bir mezhep gibi görme, bir kurtarıcı sanma, yanlış mı diyoruz?
Çünkü kapitalizm siyasetin sırtına bir sürü de etiket yapıştırmış, ve insanlar hala bu etiketin ne olduğunu okumaya ve anlamaya çalışıyor.
Kimisinin içinde demokrasi yazıyor, kimisinin içinde zengin olmaktan söz ediyor, bol paradan söz ediliyor. Özgür olmaktan, birey olmaktan söz ediliyor o notların içinde.
Ama bunların ne olduğunu "ne anlaya bilecek" ne de, ne dendiği hakkında bir bilgi sahibi olacaktır insan.
İstila altında insan, insan talan edildi, insan savruldu, suçlusu yok ortada. Ve siyasetin buna bulacağı bir çare de yoktur.
Ondan deyip dururuz, insan geldiği yere dönmeli, yani sahibine, yani Allah'a.
İnsan evine dönmeli "zira insan evinden sokağa çıktı" ve kendine kıydı.
İnsan toprağa ve kitaba dönmeli, ve bunları yaparken kendine yalnız Allah'ı vekil kılmalı, siyasetçileri değil.
Önderleri değil, hocaları abileri değil...Öyle değil mi, ne dersiniz?
Mehmet KAYA