Evet gerçekten kışkırtıcı bir yazı olsun istedim bu gün yazdıklarım. Kimileri sevinsin, kimilerinin canı sıkılsın istedim. Kendi kendimize ayar çekmenin bir manası yok "burası dünya" herkesin hoşuna giden sözler edemezsin istesen de. Herkesin birini sevecek diye bir şey yok. Yeter ki doğru yerde durmasını bilsin insan.
Rabbimiz bize "yani iman ettim diyenlere" hep doğru yerde durmayı, doğru sözlü olmayı öğütler. Şahitlik etmek zorunda kalırsanız "doğru sözlü olun" der.
Ve bütün Nebiler böyle demiştir ümmetlerine. Peygamberimiz Hazreti Muhammed "her zaman doğru sözlü olmamızı" tavsiye etmiştir ümmetine. Ve bir Müslüman bazı günahları işlese bile "asla" yalan söylemez demiştir.
Ne dersiniz bilmem "ama ben derim ki" çağın yalan söyleyenleri olduk biz. Bir birimize çok yalan söyleyenlerden olduk, eşlerimize yakınlarımıza çocuklarımıza, dost bildiklerimize yalan söyleyenler olduk.
Öyle değil mi?
Hayatımızın her alanında, ticaretimizin her alanında "varsa aşkımız filan" aşkımızın her alanında yalan sözler edenler olduk.
Ne demişti Peygamberimiz "Müslüman yalan söylemez" o zaman, ne olacak halimimiz, bu ne yaman çeliş ki böyle?
Evet, bu yazı bir kışkırtma yazısı olsun istedim kendimce. Ne yapayım daha başka şeylere gücüm yetmez oldu. Ne desek başka türlü anlaşılır oldu dediklerimiz.
Zira "yeni dünyada" servet ve makam sahiplerinin sözü dinlenir oldu artık. Onlar yönetiyor şehirleri, onların sözünü dinliyorlar insanlar. Yani gücün, yani paranın, yani servetin, ve dolayısıyla firavunun yerine geçenlerin sözü dinlenir oldu yeni dünya da.
Onlar yeni putları insanın. Tanrıdan çok "onların hatırını" gözetiyorlar insanlar ne garip bir hal.
Oysa, yine onlar talan ediyorlar yeryüzünü, şehirleri onlar talan ediyorlar. Dağlarımızı denizlerimizi, onlar talan ediyorlar, canları nasıl arzu ediyorlarsa.
Öyle değil mi, şimdi bunları öylesine mi söylüyorum ben?
Birileri ahaliye "sizin aklınız ermez" demiyorlar mı?
Siz anlamazsınız diyorlar, anlayamazsınız diyorlar el altından, ya da kendi elamanları vasıtasıyla.
Ve ahali de "yani bizler" kendini öyle sandı san ki...
Ondandır, yana yakıla din anlatıyorlar birileri, dini yalnız kendilerinin bildiğini sanarak.
Kitaplardan söz ediyorlar, nakillerden söz ediyorlar. Sahi neden onların bildiklerini biz bilmiyoruz da "hep" onlardan öğrenmeye çalışıyoruz?
Bizim vazifemiz değil mi, dinimizi öğrenmek?
Başka birileri vatanın kutsiyetini anlatıyor.
Söylenecek ne çok söz var aslında bu konularda.
Sizin en hayırlınız "takva sahipleri" der İslam. Ama takva sahipleri hep onlardan "yani varlıklılardan çıkar oldu" son zamanlarda,sahi bu ne iş sizce?
Neyse.
Ey bu ülkenin oğulları kızları.
Ey bu ülkenin kadınları.
Ey bu ülkenin mazlumları,yoksulları, işçileri, işsizleri.
En azından "yüz senedir" kandırıldınız, kandırıldık, kandırdılar,yalan söylediler.
Kimler mi?
birileri işte. Devlet adına yalan söylediler, din adına yalan söylediler...50 senedir, 70 senedir, 100 senedir yalan söylediler, veya söylendi.
Tekrar edersek, devlet adına...
Din adına.
Siyaset adına.
Kitap adına.
Peygamber adına.
Tarih adına...
Bilgi adına. Çok yalan söylediler. Söylemeye devam ediyorlar. Ve biz çok savrulduk ülke ahalisi olarak, talan olduk.
Ne şehirlerin imanı kaldı, ne camilerin.
Ötesini demeyelim şimdilik.