Haydi kalk...Kalk uzaklardan geldim, sana geldim, seni çağırmaya, sana "gel buralardan, bu zalim şehirlerden, bu utanmaz sokaklardan" gidelim demeye geldim...Üşenme kalk dağlara gidelim seninle...Musa nasıl gittiyse öyle gidelim...Unutma bütün dağlar Turisina'dır, gitmek isteyenler için...Kalk dağlara gidelim seninle...Kuşlara yem atalım, su verelim kuşlara...Unutmayalım kuşlar Allah'ın ayetlerinden bir ayettir.
Dağlar da, öyle...Dağlar da, bir ayettir, Allah'ın ayetlerinden...
Kalkar gelirsen benimle, elini avuçlarıma korsan "inan" sana yeni şiirler okurum...Kimsenin bilmediği, kimsenin okumadığı, ve hiç bir kadının duymadığı şiirler.
Değişik, değişik çiçekler toplarım sana...
Yeni yazılmış masallar anlatırım,doğduğum köylerden söz ederim, babamın kaç çarığı olduğunu, ve annemin ekmek ederken hangi türküyü söylediğini anlatırım...
Bir fırsatını bulu "ellerinin çok güzel" olduğunu söylerim...Gözlerinde kaç yıldız gördüğümü/de...
Bu kavga günlerinde, barışın güzel olduğunu...
Özgürlüğün aziz olduğunu...
Ve kardeşliğin...Kardeşlik çok güzel de "bir türlü beceremedik" kardeş olmayı...Ne din kardeşliği inşa edebildik, ne kam kardeşliğini...Bir nefeslik dünya için, düşman kesildik bir birimize...
Hani bütün dinler, bütün kutsal kitaplar "paylaşmak güzeldir" der ya...Kalkar gelirsen benimle "neyim var, neyim yok" her birisini paylaşırım seninle...Yarım ekmeğimi,bir bardak suyumu,yarım elmamı paylaşırım...
En güzeli gök yüzünü paylaşırım seninle...Senin gözlerinin bakmadığı yıldızlara ben de bakmam...
Güneşin batışını "birlikte seyretmezsek" bende seyretmem, ve bakmam güneşin nasıl battığına..
Daha önce gidilmeyen köylerden söz ederim...Edilmeyen sözlerden söz ederim...Akmayan çeşmelerin hikayesini anlatırım...
Ve sonra alın yazıları kara kızlardan, üzüm kuruturken, portakal toplarken, için için ağlayan kızlardan işte...
Hani şu tuğla fabrikalarında çalışan, eğe de...Mesela Turgutluda, Salihlide Aydında...
Zeytin toplayan, harman savuran kızlarından bu ülkenin....
Daha on üçünde "altmış yaşında bir adamın yatağına giren" kızlardan...Bu ülke "en çok" kızlarına yazık eden bir ülke...En çok onların canını acıtan, onların satılmasına itilmesine göz yuman...Yalan bütün hutbeler, bütün vaazlar yalan...Ve çok yalan "kimi siyasilerin" sözleri...Ne çok yalan söylediler bize...Ne çok yalana inandık biz de....
Hani gelirsen benimle, gel bu zalim şehirden gidelim dersen "merhameti kalmayan sokaklardan" söz ederim sana...
Vicdanı kalmayan adamlardan, utanmayı unutan kadınlardan...
İçi boş, ve ruhu alınmış camilerden söz ederim...Bu işlerin neden böyle olduğunu söylemeye çalışırım...
Kiliselerden ve kitaplardan söz ederim gelirsen...
Hele bir kalk sen...
hele bir gel sen...
Hele yönünü bir dön dağlara...Hele gök yüzüne bir bak...
Hele elin bir elimde olsun...
hele bir gidelim bu şehirlerden de...Gör neler anlatırım sana...İstanbul'u anlatırım, Antalyayı anlatırım...
Kalk gidelim, hele bu karanlıktan bir kurtulalım...Bak gör neler anlatırım...
Üzülme sen...Nereye gitsek bizim toprağımız,hangi ezanı dinlesek bizim ezanımız...
Biz sadece yüz çevirenler olduk, bu çağrılara...Bu şehirler "bu çağrılara" kulak vermez oldu...Kalk gidelim dağlara...
Musa nasıl gittiyse, Muhammed nasıl gittiyse, işte öyle gidelim...Allah Kerim deyip gidelim...
Nereye gidersek gidelim Allah hep Kerimdir...
Mehmet KAYA