Benden söylemesi “dünyayı anlamak ve tanımak için” gazetecilerden faydalanmayın, ülkeyi de, ülkenin ne halde olduğunu da, onları dinleyerek anlamayın. Zira onlar, bir bilge olmadıkları gibi “sözlerinin içi” her daim yalan ile doludur, ve her daim böyle olmuştur “özellikle” bizim ülkemizde.
Ve, bu adamların renklerinin ne olduğu da, belli değildir. Bu gün yeşil renkte olanların, yarın kırmızı olmuştur renkleri, başka bir gün gri, başka bir gün sarı olmuştur.
İki yıl önce bir şeriatçı gibi yazıp çizenler “daha sonraları” kapitalizmin, veya sosyalistlerin sözcülüğünü yapar hale gelmişlerdir, ve bunlardan pek çoktur, bu ülkede. Ve bir çoğu “ülkenin en zengin adamlarından daha çok” servet, ve varlık sahipleridirler. Adlarını buraya yazıp da, başımı belaya sokmak istemem, bu kadar zor işimizin arasında.
Bunlardan parayı ve şöhreti önceleyenler “her zaman” tehlikeli kişiler olmuşlardır, ben bunu der, bunu söylerim. Ve bu tür insanlar “en çok” bu gazetecilerin, ve din adına konuşanların arasında vardır.
Bakın dün Mücahit sandıklarınızın çokları “bu gün” yoldaşlarını gönüldaşlarını tanımak bile istememekteler. Yeni şöhretler, çok paralar, yeni arabalar, ve çok korunaklı evlerde oturmaktalar çokları. Ve kendilerini önemli adamlar sanarak.
Neden yazıyorum, neden söylüyorum bunları.
Zira ülkemizde insanların gözü önünde olanlar, ve insanlar ile muhatap olanlar, insanlara bilgi aktaranlar “en çok” onlar.
En çok onlar konuşuyorlar, televizyonlara çıkıyorlar, onların sorularını cevaplıyorlar siyasetçiler. Mevcut düzenin çarkı böyle işliyor ne diyelim. Böyle işlemesi için de her şey yapılıyor, ve çoklarının işine geliyor “bunun” böyle olması. Biz kendi halimize yanalım, onların çarkı hep işliyor, her mevsimde.
Ve bu işin böyle olması “yine en çok” siyasetçilerin işine geliyor. Ondandır şimdi her partinin kendi kadrolu gazetecileri var, o parti adına yazan, o parti adına konuşan, onları kutsayan, veya karşı tarafı aşağılayan.
İşte bundan diyorum aziz kardeşim “dünyayı anlamak için, ülkenin içinde bulunduğu durumu anlamak için, doğru olanı yanlış olanı anlamak için” onlardan faydalanma diye. Onların dediklerine göre karar oluşturma diye. Çünkü onların hayatları “en azından pek çoğunun” yalan ve menfaat üstüne kurulmuştur. Ülkenin batıyor olması, veya kötüye gidiyor olması, ya da iyiye gidiyor olması “onların umurunda değildir” onların “pek çoğu” sadece kendi çıkarlarını öncelerler.
Ve yine söyleyelim gitsin; En çok onlardan vatan haini çıkıyor, en çok onlardan hain, ve ajan çıkıyor ülkemizi başka ülkelere gammazlayan, ihbar eden, şikayet eden.
Görmediniz mi, Can Dündar denilen alçağın ne yaptığını? Kendini nasıl pazarlattı kimilerine, ve nasıl tezgahlar kurdular, nasıl oyunlar oynadılar bu millete. Nasıl iki büklüm “sümüklü bir böcek gibi duruyordu” Almanya Cumhurbaşkanın karşısında.
Ürettiği hangi fikrin karşılığıdır bu karşılama sizce “bir hain olmanın” dışında.
Ülkeyi terk ederken “en yakın zamanda döneceğim” demişti, dönmediği gibi bir de pasaport verdiler kendine rahat etsin, rahat dolaşsın diye.
En son Amerikan bayrağına sarılmış yatarken görüntülendi hain.
Kendimize gelelim, küçük hesapları bırakalım, bırakalım o partiyi bu partiyi. Anlayalım bu ülke üstüne çok hain hesaplar yapıyorlar kafirler. Ve bunda başarılı olmak için “içimizdeki hainleri” kullanıyorlar. Ve bunlar da “en çok” kimi gazetecilerden çıkıyor şimdiler de.
Ülkemize, ve dinimize değerlerimize “en çok” sahip çıkma zamanı, zaman. Ve Allah’a kulak verme zamanı. Peygambere yeniden kulak verme zamanı zaman. Selam olsun hepinize ey insan. Benim anlatamadıklarımı siz anlayın. Zaman yan yana durma, el ele tutma zamanı. Bunu demeye çalışıyorum.
Mehmet KAYA