BU KADAR MAHZUN OLMA.

BU KADAR MAHZUN OLMA.

Ve aziz insan sözüm sana...İsterin seninde sözlerin olsun bana... Derim ki,gel yeni sözler edelim bir birimize, yeni selamlar verelim, yeni merhabalar diyelim...Zaten  bir birimizden  başka, söz edecek dertleşecek, halin nası diyecek birisi mi var? Ne çok azaldık bir bir birimize karşı, ne çok yabancı kaldık. 

Sana diyorum mahzun olma diye... Kaybettiğin şeyler için, yenildiğin şeyler içinde, elde edemediğin şeyler içinde "bu kadar mahzun olma" üzülme bu kadar...Ah vah da etme, ah vah edenler ile dolu nasıl olsa dünya...

Ne olacak bu işlerin sonu diye, kendini ne yor, ne sor bir başkasına...Aslında kimsenin bir şey bildiği filan yok, öyle sandığın kadar...Çok fazla bir şey bildiği yok "camide vaaz eden" hocanın, konuşuyor sadece...Sadece başkalarının "söyle dediği  sözleri söylemeye çalışıyor, ve inan bilmiyor, bunu neden yaptığını...

Minberde hutbe okuyan da öyle,televizyonda din anlatan, din pazarlayan da... Ama herkes kendinin bildiğini sanarak konuşup duruyorlar işte, öylece kendilerinin önemli olduğunu sanıyorlar... 

Yemin olsan senden çok fazla bir şey bilmiyor, karşımıza geçip  çok konuşan siyasetçiler, ve senden fazla vatanı seviyorlar değiller hiç biri...


Ama dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi "bizim ülkemizde de" bu işler böyle yürüyor...Böyle baş ediliyor, bu işler ile...Hani zaman zaman diyoruz ya "kapitalizm diye bir din vardır" diye "işte o zalim din" insanları böyle hazırlıyor dünyaya...


Ölümü unutturuyorlar bize, biliyor musun? Hesap gününü unutturuyorlar, tanrının ne dediğini unutturuyorlar, Peygamberlerin ne dediğini unutturuyorlar, kutsal metinlerde ne söylendiğini unutturuyorlar...Kuş sesine, gül kokusuna hasret kaldı insan "bu zalim dine" iman ettikten sonra...Sokaklar merhamete hasret kaldı, evlerimiz berekete, ve kadınlarımız aşka ve sevgiye hasret kaldı, bu dinden sonra...


Evet çok kaybettik, evet çok yenildik, çok şeyin sahibi olamadık bel ki "ama" bu kadar üzülmemek olmamalı, bu işin sonunda..

Bu çok istediklerimiz  olmasa kıyametimiz olmaz, ondan derim mahzun olma bazı şeylere sahip değilim diye.


Ne olur, kimileri kadar zengin olmasan, onlar kadar güzel evlerde oturma san, onlar gibi pahalı arabalara bin mesen, ne olur san ki?


Değer mi bunca mahzun olmaya, bunca üzülmeye hayıflanmaya değer mi?

Yarın onlarında bir şeyi olmayacak ölüm geldiğin de... Onların götürecek bir şeyi olmayacak ölüm günlerinde...


Ve kutsal metinlerin hiç birinde, Peygamberlerin hiç birinin sözünde "insanlar zengin olmalı, insanlar servet sahibi olmalı, insanlar makam sahibi olmalı, insanlar güzel evlerde oturmalı, insanlar pahalı arabalara binmeli,pahalı yerlerde yemek yemeli, tatile çıkmalı" filan bir şey denmiyor. Bunlara sahip olmayanlar aşağılanmıyor kutsal metinlerde, ayıplanır da değiller. 


Ve hiç bir Peygamberin öğretisinde de yok bunlar.


Ama bütün kutsal kitaplar, bütün Peygamberler insana "insan olmalısın" diyorlar, merhamet sahibi olmalısın diyorlar, vicdan sahibi olmalısın diyorlar, ve yardım etmekten paylaşmaktan söz eder bütün kutsal kitaplar, ve bütün Peygamberler. Dolayısı ile Allah böyle der her zaman.


Kimseye kötülük etmeyeceksin denir, kimseye haksızlık etmeyeceksin denir, kimsenin malını çalmayacaksın denir. İnsanı öldürme dendiği gibi kuşları da, başka hayvanları da "yok yere" öldürme denir. Kimseye zulüm etme denir. 

Allah'ın mülkü olan arzı kirletme denir, ağaçları kirletme denir.

Ve kimseyi üzme, ve kimsenin canını acıtma denir.

Biz üzülecek sek, bunlar için üzülelim...Bunlara sahip değilsek üzülelim üzülecek sek. Yoksa dünyada bazı şeylere sahip olmadığı için üzülmemeli insan, mahzun da olmamalı...


Çünkü bu dünya kimseye kalmıyor, ve kimsenin işine yaramıyor sonunda...


Mehmet KAYA